Fotoğrafın Görsel Öğeleri Nelerdir?

Kelime anlamıyla tasarım; bir şeyi zihinde kurgulama ve biçimlendirme olarak tanımlanır.

Görsel düzenleme, fotoğraf karesinde yer alan her türlü ayrıntının bir düzen ve estetik anlayış içinde bir araya getirilmesidir.

Objeleri, gerektirdiği dramatik yapıya uygun biçimde düzenlemenin amacı, bakışları amaçlanan ilgi merkezine yönlendirerek elde edilmek istenen etkinin güçlenmesini sağlamaktır.

“Vermek istediğimiz mesajı en uygun şekilde anlatmak” olarak ifade edebileceğimiz kompozisyonda önemli olan, anlatımda kullanılan çerçeve, grafik düzenleme, ışık ve renk gibi öğelerin anlaşılır şekilde bir araya getirilmesidir.

Fotoğrafta Görsel Tasarım İlkeleri

Fotoğraf makinenizin deklanşörüne basarken fotoğrafınızı sıradanlıktan kurtarıp, ona estetik bir değer kazandırmanız çeşitli kompozisyon kurallarına uymanıza bağlıdır. Bir görüntü çerçevesinin oluşturulması ve görsel düzenleme kurallarına uygun olarak bir fotoğrafın yaratılması, belirli rastlantıların bir araya getirdiği bir düzenleme olmaktan çok, bilinçli, etkiyi artırıcı, estetik yönelimler yönünden doyurucu bir uğraşın sonucudur. Görsel düzenlemede iyi ve doğru yönelimler bilgi, yetenek ve deneyler ile kazanılabilir.

Pasif düzenlemede fotoğrafçı pozlandıracağı konuda vurgulamak istediği öğelerin, ışık şartlarının kendiliğinden olmasını ve zihninde önceden oluşturduğu düzenlemenin gerçekleşmesini bekler. Konunun düzenlenmesine hiçbir şekilde katkıda bulunmaz. Ancak deneyim kazandıkça zamanla bilinçli olarak kural dışına çıkarak güzel görüntüler yakalayabiliriz. Bu tür çalışmalar daha çok çocukların yaşantıları, portre çalışmaları, doğa fotoğrafçılığı ve hayvanlar âleminin fotoğraflanmasında görülür.

Daha önce zihninde canlandırmış olduğu bir olayın oluşması için ona düşen görev, sadece beklemektir. Bazen zihnimizde tasarladığımız olaylardan biri, ansızın karşımıza çıkar ve deklanşöre basarak istediğimiz bir fotoğrafı elde edebiliriz. Bazen ise tasarladığımız düzenlemenin oluşması, çok uzun zaman alabilir ya da hiç gerçekleşmeyebilir. Örneğin, bir defa gördüğümüz çocuğun gülümsemesi fotoğrafik olarak bizim için yeterli olabilir.

O anda, makinemiz çekim için ayarlı değilse ya da herhangi bir nedenden dolayı pozlandırmayı gerçekleştirememişsek, aynı olayın gerçekleşmesi için çocuğun gözlemlenmesi gerekmektedir. Çocuk bizden etkilendiğinden ya da ilgisinin bir başka konuya kaymasından dolayı, bizim beklediğimiz süre içerisinde gülümsemeyebilir. Sonuç olarak, bize göre çok anlamlı ve güzel olabilecek bir fotoğraf ortadan kaybolur.

Pasif düzenlemede ortaya çıkan zaman kaybı ve olayların tekrarının rastlantılara bağlı olması fotoğrafçıları aktif düzenleme yapmaya yöneltmiştir. Aktif düzenlemede, fotoğrafçı konunun aydınlatılmasından, modelin duruşuna kadar her şeyi kendisi ayarlar.

Fotoğrafçı ne aradığını bilen ve bunu uygulamak için fotoğrafik unsurları bilinçli şekilde kullanan kişidir.

Aktif düzenlemede dikkat edilmesi gereken en önemli nokta düzenleme sırasında olayın ya da konunun doğallığını bozacak durumlardan sakınmaktır. Bir portre çalışmasında modelle konuşmak modelin sıkılganlıktan kurtulmasını ve daha doğal hareket etmesini sağlayabilir.

Fotoğrafta, kompozisyon kapalı ve açık biçimde düzenlenebilir. Kapalı kompozisyonda fotoğrafçı, anlatmak istediği her şeyi fotoğraf karesinin içerisinde, izleyiciye sunar. İzleyici kendine hazır olarak sunulan bu yorumla ve anlatımla yetinmek zorundadır. Açık kompozisyonda ise, fotoğrafçı olayların devamını izleyiciye bırakır.

İzleyici, fotoğrafçı tarafından kendine sunulan temel bilgilerden hareket ederek, olayın devamını zihninde tamamlar. Böylece bir fotoğrafın oluşumu ve değerlendirilmesinde fotoğrafçı ile izleyici birlikte rol alır. Kapalı kompozisyonda, konunun sınırları fotoğraf karesi ile sınırlandırılırken, açık kompozisyonda konu karenin dışına taşarak devam eder. Konuyu oluşturan ögeler, izleyiciyi fotoğraf karesinden başlayıp başka dünyalara ve yorumlara götüren bir görev üstlenir.

Görsel ağırlıklı çalışmalar, temel sanat bilgimizi ve görsel bilincimizi geliştirir. Böylece çevremizi daha duyarlı bir biçimde gözlemleme, ona karşı tepki gösterme, yorumlama ve yargılama alışkanlığını da kazanırız. Bu tür bir duyarlılığa sahip olan insanlar, çevresine ve olaylara bakmasını bilen, baktığını gören, gördüğünü değerlendirebilen ve bunlardan en doğru sonuçlara, yargılara, çözümlere ulaşabilen yaratıcı insanlardır. Görsel çalışmak iki önemli değeri karşımıza çıkarır. Bu değerler; görsel keskinlik ve görsel ifadedir.

Görsel keskinlik; bireyin çevresindeki çok yönlü mesajları ve bilgiyi hızla ve açık bir şekilde görebilme yeteneğidir. Görsel keskinlik, ilgi alanlarına göre ağırlık kazanmaktadır. Bu nedenle görsel eğitim, ilgi alanlarının da genişlemesine katkıda bulunmaktadır.

Görsel ifade; görsel mesajları göstermek yeteneğidir. Görsel keskinlik aldığımız mesajlarla ilgilenirken, görsel ifade, yolladığımız mesajlarla ilgilidir. Görsel eğitimi başarmak için her ikisi de bilinçli olarak geliştirilmelidir.

Fotoğraf karesi bakanın hayal gücünü az da olsa zorlamalıdır.

Fotoğraf karesi bakanın hayal gücünü az da olsa zorlamalıdır.

Hayal gücünün geliştirilmesi; gözleme dayalı tasarıma yönelik düşünmeye doğru ilerlemek için hayal gücünün geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü yaratıcı bir tasarımcı için en önemli araç, hayal gücünün gelişmesine katkıda bulunan görsel hafızadır. Birey, görsel hafızanın zengin bir koleksiyonuna sahip olmalıdır. Hafızanın zenginliği iyi gelişmiş ve etkin bir görsel algılamaya dayanmaktadır. Görsel imaj toplamanın ve algılamayı bilinçli hale getirmenin en kolay yolu görsel not tutmadır.

Görsel eğitim sonucu görsel keskinlik ve ifade kazanan, gözlem yapan, doğru algılayan, ayrıntıyı fark eden, hayal gücünü geliştiren birey çalışmalarını iyi bir kompozisyonla ifadelendirir.

İlginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir